ben ağlarken

26 Nisan 2009 Pazar

kayıp kırmızı

"konuş!" dedi deniz
"zamanı gösteren sayılarla sınırlıyız kelimelerle değil"
"oysa benim geldiğim yerde kelimelerden insanlar ölürdü"

olmayacak şeyler değildi düşlediğimiz.
hayat, bir takım mecburiyetleri üzerimizde bir leke gibi bırakıp kaçıyor
ve biz parmaklarımız parçalanırcasına çitileyerek çıkartmaya çabalıyoruz..
bu meşguliyet içinde gömülmüş giderken zamanın son tik taklarıyla irkilerek farkına varıyoruz ki
hiç yol almamışız..
..........

.......

günah mıydı ki sevişmek hep gecelere sığınırız?
geç kalmış bir günahkardık biz o vakit
gecenin örtüsü yırtılmıştı ve gün yakalamıştı iki bedeni çırılçıplak.
“karar” dedi rüzgar ve sürdü beni en kuytu yalnızlıklara

"kırmızı elmayı ısırdığım için cennetten kovulmalı mıyım?"
diye bağırdım kulağına
tüm uzuvlarım ağlardı bu denli sağır ve hoyrat oluşuna

sustum.
aslında çok konuştuğunu sanan bir suskundum

........

öldüğünden bihaber diğer odadaki yabancı!
kaç kurşunla bizi hedef aldın parçalandık
parçalandın...
gözlerimiz kapalı zoraki gülmseme ile
yüzleşmeye cesaret edemeyen,
dört duvar içinde birbirinden habersiz kayıp ruhlardık...

Hiç yorum yok: