ben ağlarken

2 Haziran 2009 Salı

mevsimlerden dolunaydı. yelkovan akrebe küstü. akrep geceyi rakıyla dövdü. işte o vakit zaman öldü.

uykusuz geçen bir gecenin ardından çapaklanmış gözlerimi zar zor açıyordum.
hafifçe aralamaya çalışırken gördüğüm rüyayı hatırlamaya çalıştım. belki de ortada rüya falan yoktu bilmiyorum. birden gözüm komodinin üzerinde duran kırmızı kaplı kitaba ilişti. daha önce hiç görmediğime emindim bu kitabı. öyleyse benim odamda ve üstelik başımın ucunda ne işi vardı? üzerinde "sarı çizginin sonrası" yazıyordu. bu da ne demekti şimdi? kalkıp giyinmeliydim. aklımı çıkartıp kırmızı kaplı kitapta bıraktım. aklım bana baktı "biraz düşün sen geliyorum" dedim.

metro istasyonuna vardığımda bir sonraki aracı beklerken büyük bir heyecanla kitaba göz gezdirmeye başladım. "ne düşündüğüne dikkat et!" dedi kitap. "ne zırvalıyorsun" dedim kitaba. "bu hikayeleri sen yaratıyorsun oyuncu da senarist de sensin"

dolunaydı.. bir kadın ve bir adam sevişiyorlardı. "sana aşığım" diyordu kadın. dolunayın önüne bir bulut geçiyordu. dolunay bulutu itekliyor ve seyre devam ediyordu. adam bir gidip bir geliyordu. kadının içine nehirler akıyordu. gözlerim cümleler arasında bir gidip bir geliyordu.

omuzuma dokunan bir elle kendime geldim ya da geldiğimi sandım. "size söylüyorum hanımefendi sarı çizgiyi geçmeyin lütfen!" - artık çok geç! beni ilk sinema biletimi aldığım vakit uyarmalıydınız.. kendimi ilk öldürdüğüm ve yeniden doğurduğumda, ilk dolunaya çıkışımda apış aramdaki kanı beyaz çarşafa içirdiğimde... beni ilk rüyamdan uyandırmalıydınız. sizi dinlememem çok yüksek bir ihtimaldi. hiç söz dinleyen uslu bir çocuk olmadım zira. yine de denemeliydiniz - " siz iyi misiniz bayan? burada mısınız?"
"şey... afedersiniz dalmışım"

tıka basa doluydu metro. arkadan birinin iteklemesi ve bir diğerinin içeriden çekmesiyle sığabilmişti bedenim. kabus gibiydi her şey. hep bir ağızdan konuşmaya başladı uzuvlarım "susun artık!" dedi gözlerim ve sustular. ben sustum.. koca kalabalık sustu.. tek konuşan iğrenç ter kokusuydu. nerede kalmıştık? evet dolunaydı.. bir kadın ve bir adam sevişiyordu. adam bir gidip bir geliyordu. kadının içine ırmaklar akıyordu.. ortalık ter kokuyordu. gözlerim hala cümleler arasında mastürbasyon yapıyordu. altımızdan mavi bir balık geçiyordu. yıldız balığı öpüyordu. koca bir şelale gürül gürül akıyordu. üzerinde kırmızı bir balon uçuyordu. balon dolunayı kaçırıyordu. az ileride iki yıldızın düğünü oluyordu.. gözümün önünden babam geçiyordu. bir bıçak kendini bana emanet ediyordu.. fallus hadım ediliyordu.. bu hikaye nereye gidiyordu? ben neredeydim ve nereye uçuyordum? "fantezilerin kabusa dönüşebilir" dedi kitap. "yine ne söyleniyorsun" dedim kitaba. "fantezilerin diyorum kabusa dönüşebilir ve sonunda ya sen onu öldürürsün ya da o seni".. "kes" dedim kapattım kitabı.

taksim meydanı na vardığımda beynim hala bir gidip bir geliyordu. solda bacakları olmayan yaşlı bir adam para istiyordu.. bir kadın acımasızca dövülüyordu.. midye satan bir çocuk takım elbiseli adamlar tarafından sürüyerek siyah bir arabaya bindiriliyordu.. üzeri gazete kağıtlarıyla örtülmüş bir adam sokakta boylu boyunca yatıyordu.. gazete bir tecavüz vakasından bahsediyordu. sokaklar küf kokuyordu..avuçlarım kanıyordu.. her nefes alışımda ölüyordum. tüm vücudum ağlıyordu. gözlerimden koca bir hayat, aklımdan hazin intiharlar geçiyordu.. dua edecek bir tanrı aradım.. taşın altında, arabanın arkasında, gökyüzünde... bulutlara sordum görmemişler. kitaba baktım..kitap bana baktı..

karanlıktı. babam kanlar içinde üzerime yürüyor beni öldürmeyi istiyordu.. elim kırmızı kitabı arıyordu. okumaya başlarken bir uçurumdan düşüyordum ya da bile bile atıyordum kendimi.. irkilerek uyandığım kabus gecelerce devam etti. "öldürmeliyim" dedim. "sen seni öldürmeden önce, sen seni öldürmelisin" dedi kitap. "kafamı kurcalamayı bırak" dedim kitaba. bıraktı kitap kendini kollarıma. son sayfadan devam etmeli ve bitirmeliydim. şelale gürül gürül akıyordu. altımdan mavi bir balık geçiyordu.. dolunay bana bakıyordu.. adam bir gidip bir geliyordu."sana aşığım" diyordum. içime nehirler akıyordu kalbim yerinden fırlıyor dolunaya ulaşıyordu. bir sigara yakıyorduk.. adam giyiniyordu.. ben ölüyordum.. o gidiyordu.. ben yine ölüyorum..

kitabı kapattığımda sabah oluyordu. güneş yüzünü göstermeye başlıyordu. bir ateş yakıyordum..kitabı ateşe atıyordum.. kitap yanıyordu.. kalbim kitabın içinde cayır cayır yanıyordu.. ve ben bir sigara daha yakıyordum

4 yorum:

periçıkmazı dedi ki...

"ben yıldızsızım" diye haykıran gecenin eninde sonunda böyle yangınlar çıkaracağını; bir kaç ölü galaksiye muhtaç olmayacağını biliyordum desem...okurken bir yanımdaki yıldız tozları dökülüp tenim yanıverdi desem...sen bir yerde bütün hikayeni kusarken ben seninle övünerek huzurlu uykulara dalıyorum şimdi...

ensueno dedi ki...

perimsin.. peri tozu senden gelsin.. alevleri ziyadesiyle dans ettirdim bu gece.. hepimize hayırlı uğurlu olsun :)

enkoyu dedi ki...

kim demiş bulamam / bi ahmet telli şiirini bile/ kaç yüzde...

hasılı çocuksun sen...

ensueno dedi ki...

öyleydi belkide
küçülmüşte büyümüş edasıyla dolaşan..